Bilgi Üniversitesi Akademisyenleri ile Röportajlar…

BAŞAK UÇANOK

N.B.Y. Hep aklıma takılır, neden Halkla İlişkiler hocalarımızın büyük çoğunluğu farklı bölümlerden mezun. Bu biraz garip geliyor bana, bu konuda ne düşünüyorsunuz hocam?

B.U. Bunun temelinde şunun olduğunu düşünüyorum. Halkla İlişkiler uzmanlık alanı Türkiye’ye çok geç gelmiş. Ben Betül hocanın asistanlığını yaparken çokça dinledim ondan. Betül Mardin İngiltere’den geri döndüğünde maalesef bu mesleği idame ettirecek kimse yokmuş yani tanıtım diye geçiyormuş ama bu tam karşılığı değil tabi ki. Halkla ilişkiler uzmanı olmak sadece ve sadece ajanslarda çalışmak değil, basın bülteni yazmak ve sponsorluk dosyası hazırlamakla uğraşmak değil aslında kurumlara, kurumsal yapı içerisinde, üst düzey yöneticilere danışmanlık yapmaktır. Stratejik PR dediğimiz yani. Dolayısıyla farklı disiplinlerden insanların bir araya gelmesi bilinçli olarak yapılmış, bu mantaliteyi gerçekleştirmek için yapılmış bir şey. Onun için Ayşe iktisat, Erkan antropoloji, Güneş siyaset bilimi mezunu-bu kişileri daha sonraki yazılarımda tanıtacağım- . Dolayısıyla gördüğün gibi hepimiz farklı alanlardan yaklaşıyoruz çünkü biz bir halkla ilişkiler uzmanının sadece ve sadece halkla ilişkiler mesleğini değil ama aynı zamanda bir kurumun ilintili olabileceği her türlü alanı çok iyi takip etmek zorunda olduğunu ve radarlarının açık olmak zorunda olduğunu düşünüyoruz.

TÜRKİYE’DE KENDİMİZİ DİĞER ÜNİVERSİTELERİN HALKLA İLİŞKİLERİYLE KARŞILAŞTIRMIYORUZ…

N.B.Y. Türkiye’de Halkla İlişkiler konusuna girmişken Bilgi’de halkla ilişkilerde Betül Mardin hoca var. Bilgi ile diğer üniversiteleri karşılaştırdığınızda Bilgi Üniversitesi’nin konumunu nasıl görüyorsunuz?

B.U.Biz müfredat çalışmalarını yaparken üniversitelerin ders programına ve onların alt yapılarına çok dikkat ediyoruz. Türkiye’de kendimizi çok fazla diğer üniversitelerin halkla ilişkileriyle karşılaştırmıyoruz. Zaten belli başlı üniversitelerin iletişim fakülteleri yok mesela Boğaziçi’nin ODTÜ’nün, Sabancı’nın ya da Koç’un iletişim fakülteleri yok. Bize daha yakın olarak Bahçeşehir var. Öte yanda Marmara ve İstanbul Üniversiteleri var. Devlet üniversitelerine baktığımızda çok köklü gibi görünen fakat artık yeniliklere kolay adapte olamayan bir profil görüyoruz. Her ne kadar hocalar bilgili olsa da, son gelişmelerden blog, e-PR çalışmalarında daha eksik kaldığını gözlemliyorum. Biz o bağlamda Bilgi Üniversitesi olarak mümkün olduğunca yenilikçi, teknolojiyi sıkı bir şekilde takip eden müfredat hazırlamaya çalıştık. Mesela Emerson Koleji var, Boston’da, onunla müfredatımızı karşılaştırdığımızda seçmeli ve zorunlu olarak koymuş olduğumuz ders profilimiz pek çok iyi üniversitenin ders profilinden daha sağlam olduğunu görüyoruz o yüzden de çok övünüyoruz kendimizle.

N.B.Y. Yani Türkiye’deki bir numaralı halkla ilişkiler Bilgi Üniversitesi’nde diyebiliriz değil mi?

B.U.Evet, müfredat olarak öyle diyoruz. Tek bir şikâyetimiz var o da öğrenci profilimizle ilgili çünkü son birkaç senedir öğrenci profilimizde bir düşüş görüyoruz. Özellikle üniversite sınavlarının, sistemin sürekli değişiyor olması, puanların giderek düşüyor olması, ek kontenjanlarla gelen öğrenci alımının daha artması sebebiyle öğrenci profilimizde son 2-3 senedir bir düşüş gözlemliyoruz ama onu da inşallah çözeceğiz yakında, tanıtımla birlikte.

BİZİM MESLEĞİN EN ENTERESAN TARAFI DEDİKODUYU İYİ TAKİP EDİYOR OLMAK…

N.B.Y. Peki, halkla ilişkilerle alakalı ilginç bir anınız var mı hatırladığınız, Betül Mardin hocanın asistanlığını yaptınız onunla ilgili böyle ilginç bir anınız var mı?

B.U.Ben ilk geldiğimde çok çömezdim tabi. Bu mesleği bilmeyerek geldim. Sadece yönetim ayağını idare edeceğim diye fakat çok şaşırdım. Çok şaşırtan ve sarsan bir takım şeyler gördüm. Betül hoca çok kuvvetli bir kişilik, kişiliğin gelişimiyle ilgili olarak, mesleğe olan inancıyla ilgili çok şey öğrendim tabi ki ve çok dedikodu duydum. Yani bizim mesleğin en enteresan tarafları dedikoduyu iyi takip ediyor olmak. Ben buraya geldiğimden beri dedikoduyu takip etmeyi öğrendim. Söylenenleri, yazılıp çizilenleri takip etmek gerekliliğini buda beni çok şaşırttı çünkü kendi alanımda böyle bir ihtiyaç yok. Betül hocada bana bunu öğretenden birisidir. Ve işte vakti zamanıyla enteresan etkinlikler de düzenletti, defile falan yaptık okulda, Beymen geldi, onlarla defile yaptık mankenler çıktı sahnelere. Bir takım projelerimiz oldu seminerler düzenledik. Çete semineri, organ bağışı semineri gibi ve dışarıdan da insanlar geldiler, orda insanların bilgiye ne kadar muhtaç olduklarını, halkla ilişkiler mesleğine dair algıların mini etek giymiş kız tiplemesine endeksli olduğunu gördüğümüzde çok şaşırmıştım. Betül hocanın halkın anlayabileceği gibi etkinliklerle bunu çözümlemesi benim hoşuma giden unsurlardan bir tanesiydi.

N.B.Y. Halkla İlişkilerde unutmadığınız bir öğrenciniz var mı?

B.U.Çok enteresan arkadaşlar çıktı buradan, mesela bir futbolcunun kardeşi vardı, ismini şimdi hatırlamıyorum ama çocuk Afrikalıydı. Sınıfa gelirdi ve doğru düzgün Türkçe bilmeye bilmeye oturur, mimikleri izleye izleye öğrenirdi ve çocuk en sonunda mezun oldu bölümden ve memleketine geri dönüp halkla ilişkiler mesleğine devam etti. Dolayısıyla bu çok enteresan bir profildi bizim için. Hiç Afrikalı bir öğrencimiz olmamıştı.

N.B.Y. Halkla ilişkilerle alakalı takip ettiğiniz dergiler, yayınlar ya da diziler var mı?

B.U.Temel olarak IPRA’nın sayfasını takip ediyoruz, PR Society of America diye bir kuruluş var, özellikle Amerika’daki PR’a dair gelişmeler, kurumsal bir takım vakalar vs. anlatılıyor. Hatta bazı okullarının ders profilleri falan da anlatılıyor, bunu takip ediyoruz. Dizi olarak PR ile doğrudan ilişkili bir dizi bilmiyorum ama Mad Man diye bir dizi var o güzel bir dizi. Bunlar dışında Forbes falan bakıyorum, daha finans ve işletme ayağına yakın dergileri takip ediyorum. Business Weeks okurum bide National Geographic. Ama bunların hiç biri PR ile doğrudan alakalı değil ama dolaylı olarak alakalı.

N.B.Y. Bilgi Üniversitesi’nde daha çok yönetim ve iletişim ayağı olan derslere giriyorsunuz, peki Bilgi’de kaç tane ders veriyorsunuz?

B.U.Sene içerisinde 4 dersim var.

ÇALIŞMAYI SEVMEYİ ÖĞRENMEK ÇOK ÖNEMLİ…

N.B.Y. Son olarak öğrencilere neler söylemek istersiniz?

B.U.Ben şuna inanıyorum, çalışmak bir insanın hayatında çok önemli bir alanı işgal ediyor, öğrenmekse çalışmanın bir öncülü, dolayısı ile insanın çalışmayı sevmeyi öğrenmesi çok önemli bence. Ne mesleği yaparsanız yapın, isterseniz PR okuyun, isterseniz temizlikçi ya da çöpçü olun, o işi sevmezseniz hiçbir zaman başarılı olmazsınız. Dolayısıyla ben öğrencilere şunu tavsiye ederim okumak ya da ders dinlemek bir görev olarak değil zevkle yapılan bir şey olmalı ve burada da insanın kendini zorlaması gerektiğine inanıyorum. Bunu yaparlarsa hiç kimsenin sırtı yere gelmez diye düşünüyorum çünkü sadece meslek hayatında değil ama kişisel gelişim içinde çok değerli bir şey. Bunu tavsiye edebilirim.

N.B.Y. Bu benim ilk röportajım oldu hocam, çok teşekkür ederim.

B.U. Karşılıklı muhabbet gibi oldu, ben keyif aldım…

yalcin.nurbus@gmail.com

Bir Yanıt

  1. çalışmayı sevmek işte tüm mesele bu🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: