10 yaşında çok büyük yemin ettim

Amerika Halkla İlişkiler Derneği’nin “Yaşam Boyu Başarı” ödülünü alan Betûl Mardin, evliliğini, aşklarını ve iş yaşamını anlattı.

39 yaşında Betûl Mardin oldum

Başarılı meslek hayatını “Halkla İlişkiler Oscarı” olarak bilinen ödülle taçlandıran Betûl Mardin çocukluğunu, gençliğini, çalışmaya başladığı ilk yılları ve evlilik hakkındaki düşüncelerini anlattı.

Halkla ilişkiler camiasının duayeni IMAGE Halkla İlişkiler ve Strateji Tanıtım’ın Onursal Başkanı Betûl Mardin, 78 yaşında hala mesleğinin doruğunda. Yaklaşık 40 yıl önce başladığı kariyerini bugün Amerika Halkla İlişkiler Derneği’nin (Puplic Relations Society of America- PRSA) “Halkla İlişkilerde Yaşam Boyu Başarı 2005 Atlas Ödülü” ile daha yüksek bir noktaya taşıdı. Enerjisi ve renkli hayat hikayesi ile bulunduğu her ortamda ilgi odağı olmayı başaran bir isim Betûl Mardin. Konuşmasını hikayelerle o kadar güzel süslüyor ki, ondan etkilenmemek mümkün değil. Zaten yanındayken vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Aldığı ödül hakkında konuşmak için buluştuğumuzda da renkli hayatından pek çok ilginç kesiti tatlı sohbetiyle anlattı. Çocukluğunda yaşadığı olumsuzlukları nasıl bir avantaja dönüştürdüğünden ilişkilerine kadar pek çok konuda sorularımızı cevaplayan Mardin, hayatla da ilgili küçük ipuçları vermeyi ihmal etmedi.

* Biraz önce “Dün eve gittiğimde bütün gün konuşmaktan sesimin kısıldığını fark ettim” dediniz. Oysa siz 5.5-6 yaşına kadar konuşamamışsınız bile. Şimdi bu açığı mı kapatıyorsunuz? İnsan hayatta neden geri kaldıysa, sonra onun üzerinde duruyor. Ben yaklaşık altı yaşına kadar konuşamadım. Çünkü solaktım ve bu yüzden çok dayak yedim. İsviçreli bir dadım vardı ve sağ elimi kullanmam için cetvelin dikey kısmıyla vururdu. Çok dayak yediğin zaman beyin hasar görürmüş. Bugün bile teknik şeyleri zor öğrenirim.

* Ailenizin bu olaydan haberi yok muydu? Yengem bu olayı görüp annemi uyarmasına rağmen bir şey yapmadılar. Çünkü dadım giderse çaylara, kahvelere gidememekten korkuyorlardı. (Lüküs Hayat’ın şarkısını söylüyor…) Lüküs Hayat’ın yazarları bizim evimizden çıkmazdı. Herhalde bizimkileri görüp öyle yazdılar bu oyunu.

* Bu olanlar için ailenize kızgın mısınız? Hayır, hiç kızgın değilim. İnanıyorum ki bana yapılanlar karşısında çaba gösterip her şeyin üstüne çıktığım için bugün bu noktadayım.

* Herhalde konuşmayan bir kızın, ileride böyle başarılar kazanacağını hayal bile edemezlerdi… Ben ortanca çocuktum. Yani dışlanmaya müsait çocuk. Bir de ölen ablam çok güzeldi. 13 yaşında olmasına rağmen bir dergi onun fotoğraflarını çekmek için eve geldi. Ben de o sırada 10 yaşındayım ve yaptığım tek şey okumak ve yazmak. Eve gelenler bana dönüp, “Ablan güzel, sen değilsin. Onun için kıskanıyorsun” dedi. O sinirle koşarak evden çıktım, arkamdan da teyzemin kızı gelip üzülmememi söyledi. Ona dedim ki, “Ben az önce bir yemin ettim. Bir daha benimle hiç kimse dalga geçemeyecek. Bir gün, hiç kimsenin olmadığı bir yerde olacağım.”

* Bu yemine de harfiyen uydunuz. Bu ne hırstır, değil mi? Hakikaten çocuklara çok dikkat etmek lazım, bunlar çocukları çok kırıyor. Çok çalışkan, çok okuyan ve çok soru soran bir çocuk oldum. 18 yaşına geldiğimde ukala bir insan olup çıktım.

* İnsanlar sizden illallah dedi mi? Hayır, çünkü çeşitli yasaklar geldi. “Üniversitede okuyamazsın, çalışamazsın, soyadımızı kullanamazsın” gibi. Ben de 22 yaşına gelip evlenene kadar çeşitli kurslara gittim. Ama Mısır’daki arazilerimiz gidince birden çalışmamda sakınca olmadı.

* Niye? Çünkü Mısır’dan bana para geliyordu. Ne iş yapacağımı düşünürken Tercüman Gazetesi’nin sahiplerinden Semih Tuğrul Bey’i tanıyan bir akrabam bir görüşme ayarladı. Bu görüşmeye giderken siyah bir elbise giydim. Taşlı bir broş ile parmağıma taşlı büyük bir yüzük taktım. Karşımdaki adamlara diyorum ki “Paramız yok ama daha ölmedik”. Adam bana “İş arıyormuşsunuz” dedi. Ben de “Evet” dedim. Eliyle broşumu ve yüzüğümü göstererek “Siz” dedi. Herhalde beni kokoloş biri zannetti. Garcia Lorca’nın İspanyolca şiirini okudu, ben de aynı anda Melih Cevdet’in çevirisini okudum. Ertesi gün işe başlamamı söyledi. 2,5-3 sene sayfa editörü olarak çalıştım. Hafta sonları da çizgi romanların çevirilerini yapıyordum.

* Çalışmanızın nedeni sadece para mıydı? En başta lise mezunu olarak işe yarama sevincini yaşadım. Arkasından da iyi para kazanmak geldi. Gazetenin künyesinde adımın çıkması ise beni iyice motive etti. Ancak eşim evde boş kaldığı için ayrılık kaçınılmaz oldu.

* Bu başarılı kadınların başarılı evlilikleri olamıyor savını güçlendiriyor mu? Başarılı kadınların evliliklerini yürütmesi çok zor. Çünkü eğer erkek dengede güçsüz tarafsa, sürtüşme başlıyor.

* Ama ikinci eşiniz çok başarılı bir isim olan tiyatro oyuncusu ve yönetmen Haldun Dormen’di… İkincisinde çok hayran olduğum, çok akıllı hatta dahi bir adamdı. Haldun’un yaptıklarını Türkiye’de belki hala fark edemiyorlar. Ben de onun yanında olmaktan ve çalışmaktan çok mutluydum. Ama yaptığım işlerde ismimi kullanmam yasaktı.

* İpler nasıl koptu? Bir oyunda “Artık benim ismim çıkacak” dedim. Haldun da kabul etti. Ama bir baktım ki yine oyunda benim ismim yok. Şimdi sağlam kafayla dönüp Haldun’a baktığım zaman onu affediyorum ama o zaman affedememiştim. Çünkü bana ismimi yazmayı unuttuğunu söyledi. Aramıza bir soğukluk girdi. Ancak ikinci bir olay daha oldu ki Haldun buna hala çok güler.

* Neydi bu olay? Haldun iki parayı bir araya getirdiğimizde de sinema filmi çekmeye kalkardı. Zaten tiyatrodan zarar ederdik ama biraz para kazandığımızda da onları da film yaparak yerdi. Bu filmde de yine kostümleri ben yapıyorum. İsim takıntım var. Çünkü adım keçi manasına gelen “Betül” değil. Benim ismim Meryem Ana anlamına gelen Betûl. Haldun’la da o dönemde 6-7 senedir evliyiz. Filmin sonunda bir de baktım ki kostümleri yapan kişinin adı Betül Mardin diye geçiyor. O anda sinemayı terk edip eve gittim. Adam unutkan anladık ama adımı da bilmiyor.

* 39 yaşında hayata yeniden nasıl başladınız? 37 yaşında boşandıktan sonra TRT’nin bir sınavına girerek Londra’da bir yıl okudum. Sonra TRT’de radyoculuk ve İstanbul’da televizyonculuk yaptım. 39 yaşında halkla ilişkilerci ve Betûl Mardin oldum. Hayat yeniden başladı.

* Yaratıcı olmayı nasıl başarıyorsunuz? Düşünerek. Bir işle ilgili sıkıntın varsa sabahtan akşam uyuyuncaya kadar düşüneceksin. Uyumadan önce de yatağının kenarına bir kağıt kalem koyacaksın. Sabaha karşı her şey ortaya dökülür. Mesele o an uyanıp, onu yazabilmek. Çünkü tekrar uyursan gidiyor. Rolling Stones bile en güzel şarkıları sabaha doğru yapmış. Mesela ben son olarak Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin (IPRA) ülkemizde yapılan 50. yıl kongresini bu şekilde hazırladım. Düşündüm, uyudum ve not altım. Ertesi gün her şey hazırdı. Şirkettekiler inanamadı. Ama sadece düşünmek yetmez, bu konuda okuyacaksınız da.

Kaynak: Sabah Gazetesi

Meryem Arslan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: